Omar Ağanın Agıdı
- Bu öyküde, Ericekli yiğitliği ve cömertliği ile namlı olanOmar Ağa’yı bilinmez birisi vurmuş ve eşi de ağıt yakmış :OMAR AĞANIN AĞIDINDANKomşularım bu bir düş müKele bir bakın ölmüş müOmar ağayı vurmuşlarDeyin görenler olmuş muGittiği yerden gelmezdiVardığı yer bilinmezdiŞeytanlar mı haber verdiKulların aklı ermezdiYorulmuş yola oturmuşKör karanlıkta vurulmuşOmar Ağa’nın yasınaYıldızlar ağıda durmuş
Göksun
Agıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Agıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ocak 2017 Pazar
10 Ağustos 2016 Çarşamba
Göksun
Göksun
-
- Göksun ellerinde, eyledim seyranKaldım çeşmesine, suyuna hayran,Derdime dermandır, bir bardak ayranİçmeden gidersem, ölürem gardaş.Doğusunda Yantepe, batısında TaşolukKarşıda kireç dağı, yetmez çıkmaya soluk,Mecnun Leyla’sını burada buluk,Bende bir güzeli, sevirem gardaş.Bilenler bilir ya, Göksun adınıSelçukludur, Osmanlıdır kadını,Kışın ayazını, yazın tadınıİş de bunu da ben, bilirem gardaş.Tarhana sererler, toprak damlaraKızlar hayâ eder, çıkmaz camlaraİkramı severler, yabacılaraSeneye de ölmezsem, gelirem gardaş.Ben görmedim gardaş, böyle memleketGöksun Göksun da, bu nasıl Göksun!Zanneden ki gardaş, yalancı cennetGüzelleri çok da, çirkinden yoksun
Göksun
29 Şubat 2016 Pazartesi
Ahmet'in Agıt'ı
Ahmet'in Agıt'ı
-
Bu destansı ağıdı Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Ericek Kasabasından amcasının oğluyla evli olan bir kadının yaktığı rivayet edilir. Bu ağıdı o yörede bilip, söyleyen var mı, bilemiyorum. Ben Aşık Alice’den defalarca dinledim. Ağıt her ne kadar Ericekli bir kadın tarafından yakılsa da, Aşık Alice bu türküyü söyleyip, dillendirip, bu günlere getirdiği için hiç değilse kaynak kişi gösterilmelidir.Ve buna istinaden bu ağıdı sitemize aktarıyorum.Ahmet asker firarisidir. Evleri de biraz yamaçtadır. Aşağıya bakarlar ki, iki jandarma geliyo. Hanımına der ki, “askerler geliyo, beni sorarlarsa evde olmadığımı söyle” der, gider evin yakınındaki mağaramsı dam gibi dar bir sokunduruğa sokulur… Askerler gelir ki tanıdık askerlermiş, Ahmed’i sorarlar. Hanımı, “Kusura bakmayın Kumandan bey sizi yabancı asker sandı, saklandıydı. Çağırayım da gelsin” der.. Varır ki ne görsün, Ahmed’in girip saklandığı yer çökmüş. Ahmed çoktan ölmüş.. Kadın hem amcasının oğlu hem de kocasının başında o acıyla işte bu ağıdı söyler. Ağıdı Aşık Alice’nin yorumuyla yazıyorum.AHMED’İN AĞIDIDinleyin komşular benim sözümü
Has bahçede gonca gül emmimoğlu
Ahmed arabasın çekmiş gidiyo
Bu kazayı Mevla’dan bil emmimoğluKüstürdüm Ahmed’imi, elini öpek
Hep gelin komşular, gönlünü yapak
Bir kazan kaynarsa dutar mı kapak
Akıyo gözümden sel emmimoğluHocam gelmiş Ahmed’imi yumuya
Koçyiğidi dar mezara komuya
Adını sorana öldü demiye
Dutar mı bir daha dil emmimoğluAhmet kurban olam gara gözüne
Datlı kelamına, şirin sözüne
Canından gıymatlı emmin gızına
Göster bir gedecek yol emmimoğluYakasız gömleğin biçiyo hoca
Çok hayır ederdi yoksula, aca
Mezarı beklesem üç gün üç gece
Kınar m’ola beni el emmimoğluAhmed dara düşmüş boğazı hırlar
Çok da çabalamış bıyığı terler
Hep bakın gomşular gazılmış yerler
Var mıydı elinde bel emmimoğluAhmet’siz ben bu malımı n’ederim
Başım alıp diyar diyar gederim
Çoban olup el davarı güderim
Galdım genç yaşımda dul emmimoğluBir yörür de, beş ardıma bakarım
Gözlerimden ganlı yaşı dökerim
Issız viranende boynum bükerim
Yoktur bir dutacak dal emmimoğluAsıyo da deli gönlüm asıyo
Gam, gasavet üzerimi basıyo
Emminoğlu Deli Hacı küsüyo
Ona da bir mektup sal emmimoğlu. Göksun
17 Ekim 2014 Cuma
Kerim ile Ali'nin ağıdı
Kerem İle Ali!nin Ağıdı
Ericek köyünden Resul Ömer'in oğlu Ali ile Kerim Dolu yedikleri içtikleri ayrı giden, arkadaştan öte, iki sırdaş, iki dostturlar. O gün (01.02.1959) Kerim, Ericek'e görmese duramadığı Ali'nin evine gelmiş, yenilmiş, içilmi
Ericek köyünden Resul Ömer'in oğlu Ali ile Kerim Dolu yedikleri içtikleri ayrı giden, arkadaştan öte, iki sırdaş, iki dostturlar. O gün (01.02.1959) Kerim, Ericek'e görmese duramadığı Ali'nin evine gelmiş, yenilmiş, içilmiş muhabbet edilmiştir. Kerim bir ara silahını çıkararak yağlar ve içinde kalan son mermiyi fark etmeyen Kerim, canı kadar çok sevdiği Ali'yi vurur. Aldığı kurşun yarasıyla oracıkta vefat eden Ali'yi gören Kerim panikler. Ne yapacağını bilemeyen Kerim, Malaçca köyünden olmasına rağmen Çardak köyüne (kasaba) doğru koşmaya başlar. Çünkü kardeşlerinin bir kısmı Çardak'ta ikamet etmektedir. Tombak köyüne geldiğinde arkasından gelen Ericekli köylülerden korunmak maksadıyla Tombak'ta bir eve sığınır. Sığındığı ev sahibi Kerim'i içeri alır ve evin kapısını dışarıdan kilitler. Lakin bu sığınma Kerim'i kurtaramaz. Kerim'in sığındığı evin etrafını saran Ericekliler evin içerisinde yalnız olan Kerim'i ateş altına alırlar. Yüz yüze gelindiğinde üç-beş adamın üstüne gelemeyeceği, gözünü daldan budaktan esirgemeyen Kerim'i, galeyana gelen ve bir kısım hasetlerin de gayretiyle iradesizleşen kalabalık hiçbir canlının kendi cinsine reva görmeyeceği zulümlük ederek ölümüne sebep olur. Bu iki yiğidin aynı günde içler acısı şekilde ölümlerine, Akveren köyünden Halil oğlu Süleyman Dal'ın on bir yaşında yazdığı ağıt destan olur ve ederi yirmi beş kuruştan satılır. Süleyman Dal bakalım ne demiş:Kerim ile Ali'nin ağıdıGöksün kazasının Tombak köyündeFeci kaza ile ölen yiğitlerSorarsanız Ali Gökce soyundaGözümüzden kan yaş döken yiğitlerKerim tapancayla uğraşır dururUnutup elini tetiğe vurur“Ah!..” derim içimden yağlarım erirBizi yas içinde koyan yiğitlerÖmer ile Gümüş durmadan ağlarSularımız bile tersine çağlarTombaklılar bile kazayı söylerDertleri dillerde kalan yiğitlerKaza oldu Ocak ayı ikideKuşlar ağlaşıyor şu mavi gökteBir tanecik mermi kalmış tüfekteBaşları belalı ölen yiğitlerKerim'i sorarsan Malaçca köyüDört mermi deliyor bu usul boyuTürk'e yakışır mı asildir soyuBeyni delik kalbi üzgün yiğitlerCuma gününde bu kaza oluyorBu feci kazada ciğer deliyorDostlar ağlar düşmanlar da gülüyorDostları ağlatıp giden yiğitlerDört mermiyle bir Kerim'i vurdularKafasını dilik dilik dildilerNe kötü şey hepsi katil oldularGözlerin dünyaya yuman yiğitlerşehit olup bu dünyadan göçtülerEcel şerbetini hemen içtilerGönüllere dert kuyusu deştilerBizi dert içine atan yiğitlerBen burada son veriyom sözümeBir od düştü yanar tatlı özümeDünya zindan görünmüyor gözümeDünyayı bize dar eden yiğitlerSüleyman Dal der ki bitirdi sözüAşkın ateşiyle yanıyor özüKanlı yaş bürürdü şu iki gözüMeskeniniz cennet olsun yiğitlerHalil oğlu Süleyman DalAkveren köyünden- Bu ağıdın hikayesi 10.05.2011 tarihinde, Kerim Dolu'nun kardeşi Fevzi Dolu'dan (1943), sözleri ise Kerim'in kızdan yeğeni şeref Aslan'ın (1975 doğumlu Elbistan)
1 Nisan 2013 Pazartesi
Afşin Yöresi Türküleri - Hacı Hüseyin'in Oğlunun Ağıdı
Afşin
Şahanım uçtu ucadan Uykusuz kaldık geceden Alim efendi hocadan Okuyup yazanım öldü Has bahçeye girdim idi Gonca gülün derdim idi İki sille vurdum idi Sanarım ki ondan öldü Kapımızın önü bahçe Esbabını ettik bohça Emir Ağa gelin Haçça Şimdi karşı çıkar sana Maraş'tan öteye Halep Irızkımız kesti Felek Beyaz zubun yelep yelep Giyip de gezenim öldü Çıktım Atlas'ın kuzuna Bakmam Yarpuz'un düzüne Siyah zülfün mah yüzüne Tarayıp dökenim öldü Soğan aldım etmem üskün Benim oğlum bana küskün Başında ebrişim püskül Takınıp gezenim öldü Başında hünkari yazma Kaş eğdirip gözün süzme Kıçında kılıklı çizme Giyip de gezenim öldü Dilinden çıkmazdı hata Mezarında güller bite Havlıdaki arab ata Silkinip binenim öldü Sofrayı yazanım öldü Siniyi düzenim öldü Tarablus ince beline Bağlayıp çezenim öldü
15 Mart 2013 Cuma
Reşko'nun Ağıtı (Göksun )
Usanmışım (Yakarış)
-
Asıl adı Süleyman olan Reşko, Sarız'ın Çağşak köyündendir. Reşko'nun kardeşi Mehmet, Göksün'ün Büyük Kızılcık köyüne bağlı Kavşut mezrasında davarını kışlatırken, otlak anlaşmazlığı yüzünden Kızılcıklılar tarafından hergün bir organı kesilerek 18 günde işkenceyle öldürülüyor. Reşko, sözkonusu mezradaki malların yanına gidince, kardeşini bulamıyor. Malların yanındaki çoban, kardeşinin Kızılcıklılar tarafından götürüldüğünü ve bir daha dönmediğini söylüyor. Bunun üzerine Reşko, köye iniyor ve kardeşini araştırıyor. Köylülere: "Kardeşimi siz getirmişsiniz ortaya çıkarın, yoksa sizin için kötü olur," diyor. Fakat kardeşini göstermiyorlar. Çünkü kardeşi işkenceyle öldürülmektedir, ağır yaralıdır. Bu arada yaşlı bir kadın, kardeşinin, üstünde bulundukları damda tutulduğunu, ayağını yere vurarak bildirmek isterse de Reşko anlayamaz. Kardeşinin izini bulamayan Reşko, kardeşi ortaya çıkartılmazsa, her parmağı için bir Kızılcıklı'yı öldüreceğini söylüyor ve dağa çıkıyor. Aradan epeyce zaman geçmesine rağmen kardeşi bulunamayınca, öldürülüğünü anlayarak belli aralıklarla kuşkulandığı kişilerden 17'sini öldürüyor. 18'inci kişi olarak öldüreceği adam, "Beni öldürme, senin kardeşini daha önce öldürdüğün kişiler işkenceyle öldürdüler" diyor. Durumu öğrenen Reşko adamı bırakıyor. Reşko, bu olaydan sonra, öcünü aldığına inanarak adam öldürmeyi bırakıyor. Fakat arandığı için dağda kalmayı sürdürüyor. Dağda kaçak bulunduğu sırada, tutuklanan bir arkadaşını, Maraş Cezaevinde zaman zaman ziyaret ederek, kendisine para yardımında bulunur. Reşko, bir kaç yıl dağda kaldıktan sonra yakalanıyor ve Maraş Cezaevine konuyor. Başlangıçta idamla yargılanan Reşko, dağa çıkmasının haklı gerekçeleri gözetilerek hapis cezasına çarptırılıyor. Birkaç yıl tutuklu kaldıktan sonra 1933 affında cezaevinden çıkıyor. Cezaevinden çıktıktan sonra, geçimini çıkarmak için Suriye'den kaçakçılık yapar. Cezaevinden tanıdığı bir tütün kolcusunun halka baskı yaptığını görüyor ve kendisini uyarıyor. Kolcunun kafa tutması üzerine aralarında sürtüşme çıkıyor. Kolcu, Suriye'den bir dönüşünde dağda Reşko'yu pusuya düşürüyor. Aralarında çatışma çıkıyor. Çatışmada, Reşko topuğundan yaralanıyor, kolcuysa hayatını kaybediyor. Reşko, bu olay üzerine yeniden dağa çıkar. Uzun süre dağda kalır. 1940 yılında bir gün Çağşak'taki evinde olduğu, köyün zengin Tümüklü ailesince Sarız jandarmasına ihbar edilir. Jandarma evi sarar. Reşko, başlangıçta teslim olmaya yanaşmaz. Fakat köylüler araya girerek kendisini ikna ederler. Reşko, silahını teslim edip evden çıkarken, dam başında pusuda bekleyen birince arkadan vurulur. Bu, Reşko'nun kendisinden kuşkulandığı ve daha önce bir kaç kez kendisini uyardığı bir köylüsü Hulusi'dir. Arkadaşlarının karşı tarafa köklü bir misilleme yapma önerisini de Alim Efe kabul etmiyor. Olayı doğrudan gören ilçe jandarması Mustanlar'dan 15 kişiyi tutukluyor. Jandarma komutanının haber yollaması üzerine, Alim Efe ile arkadaşları da teslim oluyorlar. Jandarma Komutanı da haklılıklarını gördüğü için onlara iyi davranıyor. Bir süre yattıktan sonra Alim Efe, Dinar Cezaevinden kaçıyor. Yeniden köyüne dönüyor. Amacı ailesine ve yakınlarına sahiplik etmek. Yurt edinmek istediği Teknova'da ekip-biçmek. Kavgada dalaşmada gözü yok artık. Yazık ki karşı taraf yine durmuyor ve bir gün şoseye indiğinde, pusu kuran Abbas ve Habip tarafından vuruluyor. Vurulmaya vuruluyor ama vuranlar yanına yaklaşamıyorlar... Ta ki birini yanına gönderip, öldüğünü kesinlikle öğreninceye kadar. Alim Efe'nin cesedinin ne olduğunu olayı anlatan da kesinlikle bilmiyor. Cesedi yakıp gömdükleri söyleniyor. Türküdeyse cesedin samanlıkta doğrandığı anlatılıyor. Olayı anlatan türküde anlatıldığı gibi, Alim Efe'nin öldürülmeden nişanlandığını fakat bu konuda da gözünün açık gittiğini ekliyor.Fişekliğin düzüm düzüm Karda belli olmuş izin Kara yasla dolaşıyor O sevgili iki kızın Öle öle kızların öle Ölmiye ne günler göre Halep’ten malı kaldırır Tokat, Zile’de sattırır Namı büyük benim babam Evine misafir kondurur Şıho dersen ağalar ağası Binboğa yaylası.Elbistan kışlası Sırtında görülür sırma meşrası Aslan babam aslan babam Devletten sana çıktı ferman Dizlerimde kalmadı derman Tüfengin elden ele dolaşıyor Yetim kaldı iki kızın Kuzu gibi meleşiyor Değen kurşun yağlı mıydı Elin kolun bağlı mıydı Seni vuran yoldaşların Ciğerleri yanmış mıydı Çok cefan gördüm yalancı dünya Çok kahrını çektim çürüdü bünyem Senin için çıktı bir büyük ferman Haleb’i yol ettim kalmadı sana Fişeklik belinde tüfek bir yana Kızların dolaşır hem yana yana Postayı ayırdı iki kardaşın Ne kadar büyüdü belalı başın Felek size yedirdi zehirli aşın Elif durmadan sizleri izler Düşman dam başında gözler Yetim kaldı iki kızlargöksun-ağıt
- Bu Ağıt 1,355 defa görüntülenmiştir.
15 Şubat 2013 Cuma
17 Temmuz 2012 Salı
Meryem Hatun'un Ağt'ı
Meryem Hatun'un Ağt'ı
Kızım pazardan geliyor Saçı beline sokulu Var mı idi ilinizde Türkmen tosunu yapılı Avşar avratları geldi Kalk kızım boynuna sarıl Happa kurban Hürü kurban Esme darılırsan darıl Kele kızım ne sonsuzsun Hacı gel de kahve pişir Böyle de kız gelin m'olur Aklını başına devşir Kapıya gelinci gelmiş Kişniyor Meryem'in atı Öğün kızlar hava ile Başına bağlayın meti Kapıya gelinci geldi Çıkmıyor davulun sesi Yernik gitme kul olduğum Alırım sırmalı fesi Varırken ağam darılmış Hüseyin bilmiş sarılmış Bu da muratsız deyince Ak Battalım çok kırılmış Pınarlarda biter tere Yaprağın yolmayın kele Dünyada iki muratsız Biri Meryem biri Kara Gelirken de görmedin mi Yol üstünde acar mezar Derdi yeğin kul olduğum Gözü çarpılarda gezer Karayı özne donattım Para döktüre döktüre Meryem kıza seğmen saldım Silah sıktıra sıktıra Sarp salakta serin yayla Bizim eller orda yaylar Şöyle döndüm baktım idi Kolu bağlı Karam ağlar Esme kadanı alayım Kundurasın yağladı mı Cenazesi kılınıyor Nişanlısın eğledi mi Kadanı alayım Hatça Fistanı çepkeni kapla Yarenisin yoldaşısın Al da boncuğunu sakla Yeldin mi çavuş dayısı Meryemin başı kayısı Tekereğim davar seçer Tilk'oğlunda Tuzkayası Kefiyesini Molla Bekir Almış koyununda saklıyor Amanın Meryemim iyi Çalmış yerini yokluyor Ben buna kayıl değilim Kadan Battala Battala Böyle de kız gelin m'olur Uşak gönderdim Aptala Al sana şunu vereyim Ağla kızı kata kata Usandın mı mor belikli Issız yerde yata yata Kadanı alayım Nesli Meryem öldü bacın yaslı Battalım tülü daylaklı Meryemin de başı fesli Göksun Yöresi
Göksun-ağıt
15 Temmuz 2012 Pazar
Gara Bekir'in Ağıt'ı
Gara Bekirin Ağıt'ı
-
Emmim oğlu Gara Bekir Ak parmakta gümüş zakir Hamma sağmaya varıyor Battal davarını heydir Yaşa emmim oğlu yaşa Mor kefiye düşmüş kaşa Teslim olmaya arlanmış Kurşun değmiş enli döşe Emmim oğlu Gara Bekir Martini fişeği yağlı Eli şakağında ölen Aslı Deli Memet oğlu Vardım idi mezarına Sinek çökmüş üzerine Kaçak gezer emmim oğlu Beş altı Kürt üzerine Candarma bilmez amanı Kalkmaz başımın dumanı Koyun kurban edeceğim Var mı gelinin kurbanı Bağdadı Basra alındı Tüyüm tozağım yolundu Var gelmezsen gelme Bekir Geline sahip bulundu. Göksun Yöresi
göksun-Ağıt
24 Haziran 2012 Pazar
Efendi Hoca'nın Ağıtı
Efendi Hoca'nın Ağıtı
Bozhüyük kasabası halkından olan Hoca Efendi Gardaşının hanımı Fadıma Gadını çagırır ’Aha öldüm bana nasıl bir ağıt söylen?’’ der. Efendi Hoca ölmeden şu agıdı yakar : Hükemetin dayrasında Kaymamakamla yarışır Teyzem oğlu sen varken Kanlılar hep barışır. Çok iyi günün gördüğüm Ağır yannık yaydığım Eski gününe ağlıyorum Dokuz sefer sufra verdiğim. Sabahanan gün burnuna Nurlar saçıldı yüzüne Sen ölmede teyzem oğlu Gayılım çatal gızıma. Gadasını aldığım Bekir Yomuş bunun kolayı Kabilecek bir olsalar Halka atardı ıragıAğıt- (Göksun Yöresi)
21 Haziran 2012 Perşembe
Oto Osman'ın Ağıtı
Oto Osman'ın Ağıtı
Bozhüyük kasabamız halkından Memili Ağa’nın amcası, Sıka Osman’ın adı sahibi Oto Osman ;doğumu 1302.Oto Osman Yemen savaşı’nda şehit olur.ölüm haberi gelince bacısı Şemsi, gardaşı Osman’a bu ağıtı yakar : Bulanır gönlüm bulanır Ener Bağdat’ı dolanır Gardaşımın güttüğü davar Sabahınan er sulanır. Düşmana vuran asker Bağrını yerden kaldırmaz Beşli mavzar kurşunu Nereden değse bildirmez Ardıçlı yurdun berk daşı Yuvarlan gözüm görmesin Duyarsa gardaş gücenir Sulağa sığır vurmasın Güz soğukluğu düşünce Çatal getirir davşanı Sarı sümbüller kurudu Toparladım ben yavşanı
Ağıt-(Göksun Yöresi )
12 Haziran 2012 Salı
Türkü--Mani Sözleri
Türkü-Mani Sözleri
Tut yedim tuttu beni Sevdan kuruttu beni Üç gün oldu gideli O yar unuttu beni. Anonim Türkü **************** Gemideyim gemide Ayagım yemenide Sıkma Kemer belimi Sevgilim var geride Anonim Türkü **************** Köprünün altı çiçek Orak getirin biçek Benim sevdigim oglan Ortadaki mor çicek Anonim Türkü **************** Karamık dallanıyor Dal vermiş sallanıyor İtin köpegin oğlu Üstüme evleniyor Anonim Türkü ****************** Kunduram delik delik Abim askerden gelik Boynuna kurban oldugum Evlenme vakti gelik Anonim Türkü ****************** Kapının önü igde degil mi? İgdenin dalları yerde degil mi Benim sevdicegim evde degil mi? Ayıl ayıl öpem al yanaklarından Anonim Türkü ******************* Yaylaya gideccegim oy Yaylaya gidecegim oy Yollara kona kona gidecegim oy Yollara kona kona gidecegim oy Yaylanın yolu yan gider. İçimden kan gider oyGöksun Yüresi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




