-->


Agıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Agıt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2017 Pazar

OMAR AĞANIN AĞIDI


  • Omar Ağanın Agıdı

  • Bu öyküde, Ericekli yiğitliği ve cömertliği ile namlı olan
    Omar Ağa’yı bilinmez birisi vurmuş ve eşi de ağıt yakmış :

                 OMAR AĞANIN AĞIDINDAN

                 Komşularım bu bir düş mü
                 Kele bir bakın ölmüş mü
                 Omar ağayı vurmuşlar                
                 Deyin görenler olmuş mu

                 Gittiği yerden gelmezdi
                 Vardığı yer bilinmezdi
                 Şeytanlar mı haber verdi
                 Kulların aklı ermezdi

                 Yorulmuş yola oturmuş
                 Kör karanlıkta vurulmuş
                 Omar Ağa’nın yasına
                 Yıldızlar ağıda durmuş
  • Göksun


10 Ağustos 2016 Çarşamba

Göksun


  • Göksun


  •                            Göksun ellerinde, eyledim seyran
                               Kaldım çeşmesine, suyuna hayran,
                               Derdime dermandır, bir bardak ayran
                               İçmeden gidersem, ölürem gardaş.

                               Doğusunda Yantepe, batısında Taşoluk
                               Karşıda kireç dağı, yetmez çıkmaya soluk,
                               Mecnun Leyla’sını burada buluk,
                               Bende bir güzeli, sevirem gardaş.

                               Bilenler bilir ya, Göksun adını 
                               Selçukludur, Osmanlıdır kadını,
                               Kışın ayazını, yazın tadını 
                               İş de bunu da ben, bilirem gardaş.

                              Tarhana sererler, toprak damlara
                               Kızlar hayâ eder, çıkmaz camlara
                               İkramı severler, yabacılara
                               Seneye de ölmezsem, gelirem gardaş.

                               Ben görmedim gardaş, böyle memleket 
                               Göksun Göksun da, bu nasıl Göksun!
                               Zanneden ki gardaş, yalancı cennet
                               Güzelleri çok da, çirkinden yoksun
  • Göksun

29 Şubat 2016 Pazartesi

Ahmet'in Agıt'ı

  • Ahmet'in Agıt'ı

  • Bu destansı ağıdı Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Ericek Kasabasından amcasının oğluyla evli olan bir kadının yaktığı rivayet edilir. Bu ağıdı o yörede bilip, söyleyen var mı, bilemiyorum. Ben Aşık Alice’den defalarca dinledim. Ağıt her ne kadar Ericekli bir kadın tarafından yakılsa da, Aşık Alice bu türküyü söyleyip, dillendirip, bu günlere getirdiği için hiç değilse kaynak kişi gösterilmelidir.Ve buna istinaden bu ağıdı sitemize aktarıyorum.
    Ahmet asker firarisidir. Evleri de biraz yamaçtadır. Aşağıya bakarlar ki, iki jandarma geliyo. Hanımına der ki, “askerler geliyo, beni sorarlarsa evde olmadığımı söyle” der, gider evin yakınındaki mağaramsı dam gibi dar bir sokunduruğa sokulur… Askerler gelir ki tanıdık askerlermiş, Ahmed’i sorarlar. Hanımı, “Kusura bakmayın Kumandan bey sizi yabancı asker sandı, saklandıydı. Çağırayım da gelsin” der.. Varır ki ne görsün, Ahmed’in girip saklandığı yer çökmüş. Ahmed çoktan ölmüş.. Kadın hem amcasının oğlu hem de kocasının başında o acıyla işte bu ağıdı söyler. Ağıdı Aşık Alice’nin yorumuyla yazıyorum.
    AHMED’İN AĞIDI
    Dinleyin komşular benim sözümü
    Has bahçede gonca gül emmimoğlu
    Ahmed arabasın çekmiş gidiyo
    Bu kazayı Mevla’dan bil emmimoğlu
    Küstürdüm Ahmed’imi, elini öpek
    Hep gelin komşular, gönlünü yapak
    Bir kazan kaynarsa dutar mı kapak
    Akıyo gözümden sel emmimoğlu
    Hocam gelmiş Ahmed’imi yumuya
    Koçyiğidi dar mezara komuya
    Adını sorana öldü demiye
    Dutar mı bir daha dil emmimoğlu
    Ahmet kurban olam gara gözüne
    Datlı kelamına, şirin sözüne
    Canından gıymatlı emmin gızına
    Göster bir gedecek yol emmimoğlu
    Yakasız gömleğin biçiyo hoca
    Çok hayır ederdi yoksula, aca
    Mezarı beklesem üç gün üç gece
    Kınar m’ola beni el emmimoğlu
    Ahmed dara düşmüş boğazı hırlar
    Çok da çabalamış bıyığı terler
    Hep bakın gomşular gazılmış yerler
    Var mıydı elinde bel emmimoğlu
    Ahmet’siz ben bu malımı n’ederim
    Başım alıp diyar diyar gederim
    Çoban olup el davarı güderim
    Galdım genç yaşımda dul emmimoğlu
    Bir yörür de, beş ardıma bakarım
    Gözlerimden ganlı yaşı dökerim
    Issız viranende boynum bükerim
    Yoktur bir dutacak dal emmimoğlu
    Asıyo da deli gönlüm asıyo
    Gam, gasavet üzerimi basıyo
    Emminoğlu Deli Hacı küsüyo
    Ona da bir mektup sal emmimoğlu.
  • Göksun

17 Ekim 2014 Cuma

Kerim ile Ali'nin ağıdı

  • Kerem İle Ali!nin Ağıdı

  • Ericek köyünden Resul Ömer'in oğlu Ali ile Kerim Dolu yedikleri içtikleri ayrı giden, arkadaştan öte, iki sırdaş, iki dostturlar. O gün (01.02.1959) Kerim, Ericek'e görmese duramadığı Ali'nin evine gelmiş, yenilmiş, içilmi


    Ericek köyünden Resul Ömer'in oğlu Ali ile Kerim Dolu yedikleri içtikleri ayrı giden, arkadaştan öte, iki sırdaş, iki dostturlar. O gün (01.02.1959) Kerim, Ericek'e görmese duramadığı Ali'nin evine gelmiş, yenilmiş, içilmiş muhabbet edilmiştir. Kerim bir ara silahını çıkararak yağlar ve içinde kalan son mermiyi fark etmeyen Kerim, canı kadar çok sevdiği Ali'yi vurur. Aldığı kurşun yarasıyla oracıkta vefat eden Ali'yi gören Kerim panikler. Ne yapacağını bilemeyen Kerim, Malaçca köyünden olmasına rağmen Çardak köyüne (kasaba) doğru koşmaya başlar. Çünkü kardeşlerinin bir kısmı Çardak'ta ikamet etmektedir. Tombak köyüne geldiğinde arkasından gelen Ericekli köylülerden korunmak maksadıyla Tombak'ta bir eve sığınır. Sığındığı ev sahibi Kerim'i içeri alır ve evin kapısını dışarıdan kilitler. Lakin bu sığınma Kerim'i kurtaramaz. Kerim'in sığındığı evin etrafını saran Ericekliler evin içerisinde yalnız olan Kerim'i ateş altına alırlar. Yüz yüze gelindiğinde üç-beş adamın üstüne gelemeyeceği, gözünü daldan budaktan esirgemeyen Kerim'i, galeyana gelen ve bir kısım hasetlerin de gayretiyle iradesizleşen kalabalık hiçbir canlının kendi cinsine reva görmeyeceği zulümlük ederek ölümüne sebep olur. Bu iki yiğidin aynı günde içler acısı şekilde ölümlerine, Akveren köyünden Halil oğlu Süleyman Dal'ın on bir yaşında yazdığı ağıt destan olur ve ederi yirmi beş kuruştan satılır. Süleyman Dal bakalım ne demiş: 

    Kerim ile Ali'nin ağıdı

    Göksün kazasının Tombak köyünde
    Feci kaza ile ölen yiğitler
    Sorarsanız Ali Gökce soyunda
    Gözümüzden kan yaş döken yiğitler

    Kerim tapancayla uğraşır durur
    Unutup elini tetiğe vurur
    “Ah!..” derim içimden yağlarım erir
    Bizi yas içinde koyan yiğitler

    Ömer ile Gümüş durmadan ağlar
    Sularımız bile tersine çağlar
    Tombaklılar bile kazayı söyler
    Dertleri dillerde kalan yiğitler

    Kaza oldu Ocak ayı ikide
    Kuşlar ağlaşıyor şu mavi gökte
    Bir tanecik mermi kalmış tüfekte
    Başları belalı ölen yiğitler

    Kerim'i sorarsan Malaçca köyü
    Dört mermi deliyor bu usul boyu
    Türk'e yakışır mı asildir soyu
    Beyni delik kalbi üzgün yiğitler

    Cuma gününde bu kaza oluyor
    Bu feci kazada ciğer deliyor
    Dostlar ağlar düşmanlar da gülüyor
    Dostları ağlatıp giden yiğitler

    Dört mermiyle bir Kerim'i vurdular
    Kafasını dilik dilik dildiler
    Ne kötü şey hepsi katil oldular
    Gözlerin dünyaya yuman yiğitler

    şehit olup bu dünyadan göçtüler
    Ecel şerbetini hemen içtiler
    Gönüllere dert kuyusu deştiler
    Bizi dert içine atan yiğitler

    Ben burada son veriyom sözüme
    Bir od düştü yanar tatlı özüme
    Dünya zindan görünmüyor gözüme
    Dünyayı bize dar eden yiğitler

    Süleyman Dal der ki bitirdi sözü
    Aşkın ateşiyle yanıyor özü
    Kanlı yaş bürürdü şu iki gözü
    Meskeniniz cennet olsun yiğitler
                              
                           Halil oğlu Süleyman Dal
    Akveren köyünden
  • Bu ağıdın hikayesi 10.05.2011 tarihinde, Kerim Dolu'nun kardeşi Fevzi Dolu'dan (1943), sözleri ise Kerim'in kızdan yeğeni şeref Aslan'ın (1975 doğumlu Elbistan)


1 Nisan 2013 Pazartesi

Afşin Yöresi Türküleri - Hacı Hüseyin'in Oğlunun Ağıdı

Afşin
Şahanım uçtu ucadan 
Uykusuz kaldık geceden 
Alim efendi hocadan 
Okuyup yazanım öldü 

Has bahçeye girdim idi 
Gonca gülün derdim idi 
İki sille vurdum idi 
Sanarım ki ondan öldü 

Kapımızın önü bahçe 
Esbabını ettik bohça 
Emir Ağa gelin Haçça 
Şimdi karşı çıkar sana 

Maraş'tan öteye Halep 
Irızkımız kesti Felek 
Beyaz zubun yelep yelep 
Giyip de gezenim öldü

Çıktım Atlas'ın kuzuna 
Bakmam Yarpuz'un düzüne 
Siyah zülfün mah yüzüne 
Tarayıp dökenim öldü 

Soğan aldım etmem üskün 
Benim oğlum bana küskün 
Başında ebrişim püskül 
Takınıp gezenim öldü 

Başında hünkari yazma 
Kaş eğdirip gözün süzme 
Kıçında kılıklı çizme 
Giyip de gezenim öldü 

Dilinden çıkmazdı hata 
Mezarında güller bite 
Havlıdaki arab ata 
Silkinip binenim öldü 

Sofrayı yazanım öldü 
Siniyi düzenim öldü 
Tarablus ince beline 
Bağlayıp çezenim öldü

15 Mart 2013 Cuma

Reşko'nun Ağıtı (Göksun )

  • Usanmışım (Yakarış)

  • 
    
  • Asıl adı Süleyman olan Reşko, Sarız'ın Çağşak köyündendir.
    
    Reşko'nun kardeşi Mehmet, Göksün'ün Büyük Kızılcık köyüne bağlı Kavşut mezrasında davarını kışlatırken, otlak anlaşmazlığı yüzünden Kızılcıklılar tarafından hergün bir organı kesilerek 18 günde işkenceyle öldürülüyor.
    
    Reşko, sözkonusu mezradaki malların yanına gidince, kardeşini bulamıyor. Malların yanındaki çoban, kardeşinin Kızılcıklılar tarafından götürüldüğünü ve bir daha dönmediğini söylüyor. Bunun üzerine Reşko, köye iniyor ve kardeşini araştırıyor. Köylülere: "Kardeşimi siz getirmişsiniz ortaya çıkarın, yoksa sizin için kötü olur," diyor. Fakat kardeşini göstermiyorlar. Çünkü kardeşi işkenceyle öldürülmektedir, ağır yaralıdır. Bu arada yaşlı bir kadın, kardeşinin, üstünde bulundukları damda tutulduğunu, ayağını yere vurarak bildirmek isterse de Reşko anlayamaz.
    
    Kardeşinin izini bulamayan Reşko, kardeşi ortaya çıkartılmazsa, her parmağı için bir Kızılcıklı'yı öldüreceğini söylüyor ve dağa çıkıyor.
    
    Aradan epeyce zaman geçmesine rağmen kardeşi bulunamayınca, öldürülüğünü anlayarak belli aralıklarla kuşkulandığı kişilerden 17'sini öldürüyor. 18'inci kişi olarak öldüreceği adam, "Beni öldürme, senin kardeşini daha önce öldürdüğün kişiler işkenceyle öldürdüler" diyor. Durumu öğrenen Reşko adamı bırakıyor.
    
    Reşko, bu olaydan sonra, öcünü aldığına inanarak adam öldürmeyi bırakıyor. Fakat arandığı için dağda kalmayı sürdürüyor. Dağda kaçak bulunduğu sırada, tutuklanan bir arkadaşını, Maraş Cezaevinde zaman zaman ziyaret ederek, kendisine para yardımında bulunur.
    
    Reşko, bir kaç yıl dağda kaldıktan sonra yakalanıyor ve Maraş Cezaevine konuyor. Başlangıçta idamla yargılanan Reşko, dağa çıkmasının haklı gerekçeleri gözetilerek hapis cezasına çarptırılıyor. Birkaç yıl tutuklu kaldıktan sonra 1933 affında cezaevinden çıkıyor.
    
    Cezaevinden çıktıktan sonra, geçimini çıkarmak için Suriye'den kaçakçılık yapar. Cezaevinden tanıdığı bir tütün kolcusunun halka baskı yaptığını görüyor ve kendisini uyarıyor. Kolcunun kafa tutması üzerine aralarında sürtüşme çıkıyor. Kolcu, Suriye'den bir dönüşünde dağda Reşko'yu pusuya düşürüyor. Aralarında çatışma çıkıyor. Çatışmada, Reşko topuğundan yaralanıyor, kolcuysa hayatını kaybediyor.
    
    Reşko, bu olay üzerine yeniden dağa çıkar. Uzun süre dağda kalır. 1940 yılında bir gün Çağşak'taki evinde olduğu, köyün zengin Tümüklü ailesince Sarız jandarmasına ihbar edilir. Jandarma evi sarar. Reşko, başlangıçta teslim olmaya yanaşmaz. Fakat köylüler araya girerek kendisini ikna ederler. Reşko, silahını teslim edip evden çıkarken, dam başında pusuda bekleyen birince arkadan vurulur. Bu, Reşko'nun kendisinden kuşkulandığı ve daha önce bir kaç kez kendisini uyardığı bir köylüsü Hulusi'dir.
    
    Arkadaşlarının karşı tarafa köklü bir misilleme yapma önerisini de Alim Efe kabul etmiyor.
    
    Olayı doğrudan gören ilçe jandarması Mustanlar'dan 15 kişiyi tutukluyor. Jandarma komutanının haber yollaması üzerine, Alim Efe ile arkadaşları da teslim oluyorlar. Jandarma Komutanı da haklılıklarını gördüğü için onlara iyi davranıyor.
    
    Bir süre yattıktan sonra Alim Efe, Dinar Cezaevinden kaçıyor. Yeniden köyüne dönüyor. Amacı ailesine ve yakınlarına sahiplik etmek. Yurt edinmek istediği Teknova'da ekip-biçmek. Kavgada dalaşmada gözü yok artık.
    
    Yazık ki karşı taraf yine durmuyor ve bir gün şoseye indiğinde, pusu kuran Abbas ve Habip tarafından vuruluyor. Vurulmaya vuruluyor ama vuranlar yanına yaklaşamıyorlar... Ta ki birini yanına gönderip, öldüğünü kesinlikle öğreninceye kadar.
    
    Alim Efe'nin cesedinin ne olduğunu olayı anlatan da kesinlikle bilmiyor. Cesedi yakıp gömdükleri söyleniyor. Türküdeyse cesedin samanlıkta doğrandığı anlatılıyor.
    
    Olayı anlatan türküde anlatıldığı gibi, Alim Efe'nin öldürülmeden nişanlandığını fakat bu konuda da gözünün açık gittiğini ekliyor.
  • 
    
    Fişekliğin düzüm düzüm
    Karda belli olmuş izin
    Kara yasla dolaşıyor
    O sevgili iki kızın
    
    Öle öle kızların öle
    Ölmiye ne günler göre
    
    Halep’ten malı kaldırır
    Tokat, Zile’de sattırır
    Namı büyük benim babam
    Evine misafir kondurur
    
    Şıho dersen ağalar ağası
    Binboğa yaylası.Elbistan kışlası
    Sırtında görülür sırma meşrası
    
    Aslan babam aslan babam
    Devletten sana çıktı ferman
    Dizlerimde kalmadı derman
    
    Tüfengin elden ele dolaşıyor
    Yetim kaldı iki kızın
    Kuzu gibi meleşiyor
    
    Değen kurşun yağlı mıydı
    Elin kolun bağlı mıydı
    Seni vuran yoldaşların
    Ciğerleri yanmış mıydı
    
    Çok cefan gördüm yalancı dünya
    Çok kahrını çektim çürüdü bünyem
    Senin için çıktı bir büyük ferman
    
    Haleb’i yol ettim kalmadı sana
    Fişeklik belinde tüfek bir yana
    Kızların dolaşır hem yana yana
    
    Postayı ayırdı iki kardaşın
    Ne kadar büyüdü belalı başın
    Felek size yedirdi zehirli aşın
    
    Elif durmadan sizleri izler
    Düşman dam başında gözler
    Yetim kaldı iki kızlar
  • göksun-ağıt

  •  Bu Ağıt 1,355 defa görüntülenmiştir.

17 Temmuz 2012 Salı

Meryem Hatun'un Ağt'ı

  • Meryem Hatun'un Ağt'ı

  •           Kızım pazardan geliyor
              Saçı beline sokulu
              Var mı idi ilinizde
              Türkmen tosunu yapılı
    
              Avşar avratları geldi
              Kalk kızım boynuna sarıl
              Happa kurban Hürü kurban
              Esme darılırsan darıl
    
              Kele kızım ne sonsuzsun
              Hacı gel de kahve pişir
              Böyle de kız gelin m'olur
              Aklını başına devşir
    
              Kapıya gelinci gelmiş
              Kişniyor Meryem'in atı
              Öğün kızlar hava ile
              Başına bağlayın meti
    
              Kapıya gelinci geldi
              Çıkmıyor davulun sesi
              Yernik gitme kul olduğum
              Alırım sırmalı fesi
    
              Varırken ağam darılmış
              Hüseyin bilmiş sarılmış
              Bu da muratsız deyince
              Ak Battalım çok kırılmış
    
              Pınarlarda biter tere
              Yaprağın yolmayın kele
              Dünyada iki muratsız
              Biri Meryem biri Kara
    
              Gelirken de görmedin mi
              Yol üstünde acar mezar
              Derdi yeğin kul olduğum
              Gözü çarpılarda gezer
    
              Karayı özne donattım
              Para döktüre döktüre
              Meryem kıza seğmen saldım
              Silah sıktıra sıktıra
    
              Sarp salakta serin yayla
              Bizim eller orda yaylar
              Şöyle döndüm baktım idi
              Kolu bağlı Karam ağlar
    
              Esme kadanı alayım
              Kundurasın yağladı mı
              Cenazesi kılınıyor
              Nişanlısın eğledi mi
    
              Kadanı alayım Hatça
              Fistanı çepkeni kapla
              Yarenisin yoldaşısın
              Al da boncuğunu sakla
    
              Yeldin mi çavuş dayısı
              Meryemin başı kayısı
              Tekereğim davar seçer
              Tilk'oğlunda Tuzkayası
    
              Kefiyesini Molla Bekir
              Almış koyununda saklıyor
              Amanın Meryemim iyi
              Çalmış yerini yokluyor
    
              Ben buna kayıl değilim
              Kadan Battala Battala
              Böyle de kız gelin m'olur
              Uşak gönderdim Aptala
    
              Al sana şunu vereyim
              Ağla kızı kata kata
              Usandın mı mor belikli
              Issız yerde yata yata
    
              Kadanı alayım Nesli
              Meryem öldü bacın yaslı
              Battalım tülü daylaklı
              Meryemin de başı fesli
     
                         Göksun Yöresi
  • Göksun-ağıt

15 Temmuz 2012 Pazar

Gara Bekir'in Ağıt'ı

  • Gara Bekirin Ağıt'ı

  •                                Emmim oğlu Gara Bekir
                                   Ak parmakta gümüş zakir
                                   Hamma sağmaya varıyor
                                   Battal davarını heydir
    
                                   Yaşa emmim oğlu yaşa
                                   Mor kefiye düşmüş kaşa
                                   Teslim olmaya arlanmış
                                    Kurşun değmiş enli döşe
    
                                    Emmim oğlu Gara Bekir
                                    Martini fişeği yağlı
                                    Eli şakağında ölen
                                    Aslı Deli Memet oğlu
    
                                    Vardım idi mezarına
                                    Sinek çökmüş üzerine
                                    Kaçak gezer emmim oğlu
                                    Beş altı Kürt üzerine
    
                                    Candarma bilmez amanı
                                    Kalkmaz başımın dumanı
                                    Koyun kurban edeceğim
                                    Var mı gelinin kurbanı
    
                                    Bağdadı Basra alındı
                                    Tüyüm tozağım yolundu
                                    Var gelmezsen gelme Bekir
                                    Geline sahip bulundu.
                                      Göksun Yöresi
  • göksun-Ağıt

24 Haziran 2012 Pazar

Efendi Hoca'nın Ağıtı


  • Efendi Hoca'nın Ağıtı

  • Bozhüyük kasabası halkından olan Hoca Efendi Gardaşının hanımı Fadıma Gadını çagırır ’Aha öldüm bana nasıl bir ağıt söylen?’’ der.
    Efendi Hoca ölmeden şu agıdı yakar :
    
    Hükemetin dayrasında
    Kaymamakamla yarışır
    Teyzem oğlu sen varken
    Kanlılar hep barışır.
    
    Çok iyi günün gördüğüm
    Ağır yannık yaydığım
    Eski gününe ağlıyorum
    Dokuz  sefer sufra verdiğim.
    
    Sabahanan gün burnuna
    Nurlar saçıldı yüzüne
    Sen ölmede teyzem oğlu
    Gayılım çatal gızıma.
    
    Gadasını aldığım Bekir
    Yomuş bunun kolayı
    Kabilecek bir olsalar
    Halka atardı ıragı
  • Ağıt- (Göksun Yöresi)


21 Haziran 2012 Perşembe

Oto Osman'ın Ağıtı

  • Oto Osman'ın Ağıtı

  • Bozhüyük kasabamız halkından Memili Ağa’nın   amcası, Sıka
    Osman’ın adı sahibi Oto Osman ;doğumu 1302.Oto Osman Yemen savaşı’nda şehit olur.ölüm haberi gelince bacısı Şemsi, gardaşı Osman’a  bu ağıtı yakar :
    
       Bulanır gönlüm bulanır
       Ener Bağdat’ı dolanır
       Gardaşımın güttüğü davar
       Sabahınan er sulanır.
    
        Düşmana vuran asker
        Bağrını yerden kaldırmaz
        Beşli mavzar kurşunu 
        Nereden değse bildirmez
    
       Ardıçlı yurdun berk daşı
       Yuvarlan gözüm görmesin
       Duyarsa gardaş gücenir 
       Sulağa sığır vurmasın
    
        Güz soğukluğu düşünce
        Çatal getirir davşanı
        Sarı sümbüller kurudu
        Toparladım ben yavşanı
    
  • Ağıt-(Göksun Yöresi )

12 Haziran 2012 Salı

Türkü--Mani Sözleri

  • Türkü-Mani Sözleri

  •                                       Tut yedim tuttu beni
                                           Sevdan kuruttu beni
                                           Üç gün oldu gideli
                                           O yar unuttu beni. 
     
                                                           Anonim Türkü
    
                                            ****************
    
                                           Gemideyim gemide
                                           Ayagım yemenide
                                           Sıkma Kemer belimi
                                           Sevgilim var geride
    
                                                               Anonim Türkü
    
                                             ****************
    
                                             Köprünün altı çiçek
                                             Orak getirin biçek
                                             Benim sevdigim oglan
                                             Ortadaki mor çicek
    
                                                                Anonim Türkü
    
                                             ****************
    
                                             Karamık dallanıyor
                                             Dal vermiş sallanıyor
                                             İtin köpegin oğlu
                                             Üstüme evleniyor
    
                                                            Anonim Türkü
    
                                             ******************
    
                                            Kunduram delik delik
                                            Abim askerden gelik
                                            Boynuna kurban oldugum
                                            Evlenme vakti gelik
    
                                                              Anonim Türkü
    
                                             ******************
    
                                            Kapının önü igde degil mi?
                                            İgdenin dalları yerde degil mi
                                            Benim sevdicegim evde degil mi?
                                            Ayıl ayıl öpem al yanaklarından
    
                                                                  Anonim Türkü
    
                                             *******************
                                             Yaylaya gideccegim oy
                                             Yaylaya gidecegim oy
                                             Yollara kona kona gidecegim oy
                                             Yollara kona kona gidecegim oy
                                             Yaylanın yolu yan gider.
                                              İçimden kan gider oy
  • Göksun Yüresi