Katil Amerika
Soykırım soykırım dedin KatiLsin katil Amerika Kürt,Türk,Çerkez ayrı dedin Katilsin katil Amerika Apo itini besleyen Başımıza PPK illetini saran Gençi yaşlısını acımadan öldürten Katilsin katil Amerika Soykırım diye uğraşan Sonuçta murada eremeyen Biz Türkleri koparamayan Katilsin katil Amerika Apo itini yakalatan Asılmasın emrini verdiren Paşalar gibi onu besleyen Katilsin katil Amerika Hepberaber bir olacağız Sonunda bu belayı yeneceğiz Kürt, çerkez,Türk kardeş kalacağız Katilsin katil Amerika Analar artık ağlamasın Yürekler artık dağlanmasın Bu oyuna bir son verilsin Katil kaldın katil Amerika Mutlu günlerimiz olacak Sonunda sevincimiz bir olacak Bu vatan bir bütün kalacak Katil kaldın katil Amerika Dünya bir itten kurtulacak Sonunda muradına erecek Bu vatan bir bütün kalacak Katilsin kaldın katil Amerika Sözün geçmeyecek artık Herkesin sözü tutulacak artık Kadir bilecek gene seni Katilsin katil Amerika KATİL AMERİKA
27/08/2011
KADİR ARDIÇ
GÖKSUN
Göksun Bölgesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göksun Bölgesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Nisan 2025 Çarşamba
15 Eylül 2013 Pazar
Soyuluyoruz Degil Mi
Soyuluyoruz Degil Mi
Süt bozuk maya tutmaz Emekler gider zaya Eller atlı bize yaya Büyüyoruz değil mi? Boş yere temel atıp Kendimizi aldatıp Yan gelipte yan yatıp Uyuyoruz değil mi? Garibanım ağlama Ceket delik vur yama Gördüğümüz imama Uyuyoruz değil mi? Bel bağlama cahile Bağlasan da nafile Kardeş kardeşe bile Kıyıyoruz değil mi? İnsan insanın kurdu Olmasa ne olur du? Düşman gibi bu yurdu Soyuyoruz değil mi? Hiçe sayıp rehberi Gidemeyiz ileri Söz verip sözden geri Cayıyoruz değil mi?
SOYUYORUZ DEĞİL MİYinede bizi FAcebook Fan sayfamızdan da bizitakip edebilirsiniz
Figani (Hayrettin ÖNDER)Göksun
Göksun 'un uydudan görünümü
Göksun dört yol kavşagı
HADİ GARİ
Yalım vuruyor bacadan
Uyan artık hadi gari
Sabah geç olur geceden
Uyan artık hadi gari.
Camiye çan asmadan
Ezan mezan susmadan
Sürüyü kurt basmadan
Uyan artık hadi gari.
Surda bayrak inmden
Düşman sırta binmden
Tez davran, didinmeden
Uyan artık hadi gayri.
Sözüm değil kehanet
Gayet açık gayet net
Her tarafta ihanet
Uyan artık hadi gayri.
Kalk bak neler oluyor
Memleket soyuluyor
Altımız oyuluyor
Uyan artık hadi gayri.
Bağır figani bağır
Bağırda duysun sağır
Yol uzun, yükse ağır
Uyan artık hadi gari.
Figani (Hayrettin ÖNDER)
15 Temmuz 2013 Pazartesi
YUH OLSUN MU
Göksun ve Göksun Meslek Yüksek okulu
https://www.facebook.com/canimsin.sipse
YUH OLSUN MU
Beyefendi etiketi
Sömürür durur milleti
Düşman gibi memleketi
Soyana da yuh olsun mu?
Atın derine çürüsün
Namı orada yürüsün
Teneşirde ölüsün
Yuyana da yuh olsun mu?
Fitne fesat ekti köye
Köle hakkı yiye yiye
Yetim hakkı yiye yiye
Doyana da yuh olsun mu?
Biz böyle gördük çoğunu
Aldılar varı yoğunu
Komşusunun tavuğunu
Sayana da yuh olsun mu?
Ben söylerim yana yana
Tab sözüm anlayana
Seçim günü öbür yana
Kayana da yuh olsun mu?
Kimler yiye kim sürene
Suçluysa suçsuz görüne
Çakalı kurdu yerine
Koyana da yuh olsun mu?
Haram ile dolar cebi
Sanki yok mu yerin dibi
Doğru sözü yanlış gibi
Duyana da yuh olsun mu?
Şeref gurur hepsi para
İnsanlığa açar yara
Suçsuz yere insanlara
Kıyana da yuh olsun mu ?
Bu dünyadan çektim elimi
Zaten bozulmuş temeli
Çok bile adı deli
Diyene de yuh olsun mu?
En güzel şey alın teri
Dökerek yapmak eseri
Yiğidin bastığı yeri
Oyana da yuh olsun mu?
Gece uzun olmaz sabah
Neymiş sevap neymiş günah
Aşifteye on kez nikah
Kıyana da yuh olsun mu?
Dostum isen gel buraya
Kimse girmesin oraya
Verdiği sözden geriye
Cayana da yuh olsun mu?
Sakın güvenme tahtına
Alır götürür fırtına
Yalan göleğin sırtına
Giyene de yuh olsun mu?
Bir gün bite paran pulun
Hak değilse kazanç yolun
Hakkını yetim yoksulun
Yiyene de yuh olsun mu?
Figani der işle kesat
Savururum işler kesat
Tüm dünyaya fitne kesat
Yayana da yuh olsun mu?
Figani (Hayrettin ÖNDER)
15 Haziran 2013 Cumartesi
BİR TÜRLÜ
Göksun'un Resmi
BİR TÜRLÜ
Su vermezler gariban arkına
Gelen çomak sokar oldu çarkına
Öksüzlerin fukaranın farkına
Var diyoruz varmıyorlar bir türlü.
Hak hukukmuş sözde ve lafta
Bir şey desen vuruyorlar yafta
Onlar başka safta biz başka safta
Gör diyoruz görmüyorlar bir türlü.
Garibanın çarkı dönüyor geri
Bir kemik kalmışız bir de deri
Siz on alın ama bize de biri
Ver diyoruz vermiyorlar bir türlü.
Fİgani diyor ki değilim emin
İnsanlar mı kaypak kaypak mı zemin
Memleketi satanların kalemin
Kır diyoruz kırmıyorlar bir türlü.
Fİgani diyor ki değilim emin
İnsanlar mı kaypak kaypak mı zemin
Memleketi satanların kalemin
Kır diyoruz kırmıyorlar bir türlü.
Figani (Hayerettin ÖNDER)
15 Mayıs 2013 Çarşamba
YE MEHMET YE
Göksun'un Resimi
YE MEHMET YE
Ye sana helal olsun
Göz doymaz karın doysun
Acı Allah doyursun
Ye Mehmet ye ye.
Dur deme bu gidişe
Geçir kebabı şişe
Sonra eklersin fişe
Ye Mehmet ye ye.
Hakkındır bu senin
İndir mideye indir
Örftendir adettendir
Ye Mehmet ye ye.
Olmasın pek semiz
Boş kalmasın keseniz
Devletin malı deniz
Ye Mehmet ye ye.
Çevir mangalı çevir
Bir duble daha devir
Bu devir senin devir
Ye Mehmet ye ye.
Kim bilecek iz saptır
Ev yaptır villa yaptır
Bismillah de sevaptır
Ye Mehmet ye ye.
Figani Hayerttin ÖNDER)
15 Mart 2013 Cuma
Reşko'nun Ağıtı (Göksun )
Usanmışım (Yakarış)
-
Asıl adı Süleyman olan Reşko, Sarız'ın Çağşak köyündendir. Reşko'nun kardeşi Mehmet, Göksün'ün Büyük Kızılcık köyüne bağlı Kavşut mezrasında davarını kışlatırken, otlak anlaşmazlığı yüzünden Kızılcıklılar tarafından hergün bir organı kesilerek 18 günde işkenceyle öldürülüyor. Reşko, sözkonusu mezradaki malların yanına gidince, kardeşini bulamıyor. Malların yanındaki çoban, kardeşinin Kızılcıklılar tarafından götürüldüğünü ve bir daha dönmediğini söylüyor. Bunun üzerine Reşko, köye iniyor ve kardeşini araştırıyor. Köylülere: "Kardeşimi siz getirmişsiniz ortaya çıkarın, yoksa sizin için kötü olur," diyor. Fakat kardeşini göstermiyorlar. Çünkü kardeşi işkenceyle öldürülmektedir, ağır yaralıdır. Bu arada yaşlı bir kadın, kardeşinin, üstünde bulundukları damda tutulduğunu, ayağını yere vurarak bildirmek isterse de Reşko anlayamaz. Kardeşinin izini bulamayan Reşko, kardeşi ortaya çıkartılmazsa, her parmağı için bir Kızılcıklı'yı öldüreceğini söylüyor ve dağa çıkıyor. Aradan epeyce zaman geçmesine rağmen kardeşi bulunamayınca, öldürülüğünü anlayarak belli aralıklarla kuşkulandığı kişilerden 17'sini öldürüyor. 18'inci kişi olarak öldüreceği adam, "Beni öldürme, senin kardeşini daha önce öldürdüğün kişiler işkenceyle öldürdüler" diyor. Durumu öğrenen Reşko adamı bırakıyor. Reşko, bu olaydan sonra, öcünü aldığına inanarak adam öldürmeyi bırakıyor. Fakat arandığı için dağda kalmayı sürdürüyor. Dağda kaçak bulunduğu sırada, tutuklanan bir arkadaşını, Maraş Cezaevinde zaman zaman ziyaret ederek, kendisine para yardımında bulunur. Reşko, bir kaç yıl dağda kaldıktan sonra yakalanıyor ve Maraş Cezaevine konuyor. Başlangıçta idamla yargılanan Reşko, dağa çıkmasının haklı gerekçeleri gözetilerek hapis cezasına çarptırılıyor. Birkaç yıl tutuklu kaldıktan sonra 1933 affında cezaevinden çıkıyor. Cezaevinden çıktıktan sonra, geçimini çıkarmak için Suriye'den kaçakçılık yapar. Cezaevinden tanıdığı bir tütün kolcusunun halka baskı yaptığını görüyor ve kendisini uyarıyor. Kolcunun kafa tutması üzerine aralarında sürtüşme çıkıyor. Kolcu, Suriye'den bir dönüşünde dağda Reşko'yu pusuya düşürüyor. Aralarında çatışma çıkıyor. Çatışmada, Reşko topuğundan yaralanıyor, kolcuysa hayatını kaybediyor. Reşko, bu olay üzerine yeniden dağa çıkar. Uzun süre dağda kalır. 1940 yılında bir gün Çağşak'taki evinde olduğu, köyün zengin Tümüklü ailesince Sarız jandarmasına ihbar edilir. Jandarma evi sarar. Reşko, başlangıçta teslim olmaya yanaşmaz. Fakat köylüler araya girerek kendisini ikna ederler. Reşko, silahını teslim edip evden çıkarken, dam başında pusuda bekleyen birince arkadan vurulur. Bu, Reşko'nun kendisinden kuşkulandığı ve daha önce bir kaç kez kendisini uyardığı bir köylüsü Hulusi'dir. Arkadaşlarının karşı tarafa köklü bir misilleme yapma önerisini de Alim Efe kabul etmiyor. Olayı doğrudan gören ilçe jandarması Mustanlar'dan 15 kişiyi tutukluyor. Jandarma komutanının haber yollaması üzerine, Alim Efe ile arkadaşları da teslim oluyorlar. Jandarma Komutanı da haklılıklarını gördüğü için onlara iyi davranıyor. Bir süre yattıktan sonra Alim Efe, Dinar Cezaevinden kaçıyor. Yeniden köyüne dönüyor. Amacı ailesine ve yakınlarına sahiplik etmek. Yurt edinmek istediği Teknova'da ekip-biçmek. Kavgada dalaşmada gözü yok artık. Yazık ki karşı taraf yine durmuyor ve bir gün şoseye indiğinde, pusu kuran Abbas ve Habip tarafından vuruluyor. Vurulmaya vuruluyor ama vuranlar yanına yaklaşamıyorlar... Ta ki birini yanına gönderip, öldüğünü kesinlikle öğreninceye kadar. Alim Efe'nin cesedinin ne olduğunu olayı anlatan da kesinlikle bilmiyor. Cesedi yakıp gömdükleri söyleniyor. Türküdeyse cesedin samanlıkta doğrandığı anlatılıyor. Olayı anlatan türküde anlatıldığı gibi, Alim Efe'nin öldürülmeden nişanlandığını fakat bu konuda da gözünün açık gittiğini ekliyor.Fişekliğin düzüm düzüm Karda belli olmuş izin Kara yasla dolaşıyor O sevgili iki kızın Öle öle kızların öle Ölmiye ne günler göre Halep’ten malı kaldırır Tokat, Zile’de sattırır Namı büyük benim babam Evine misafir kondurur Şıho dersen ağalar ağası Binboğa yaylası.Elbistan kışlası Sırtında görülür sırma meşrası Aslan babam aslan babam Devletten sana çıktı ferman Dizlerimde kalmadı derman Tüfengin elden ele dolaşıyor Yetim kaldı iki kızın Kuzu gibi meleşiyor Değen kurşun yağlı mıydı Elin kolun bağlı mıydı Seni vuran yoldaşların Ciğerleri yanmış mıydı Çok cefan gördüm yalancı dünya Çok kahrını çektim çürüdü bünyem Senin için çıktı bir büyük ferman Haleb’i yol ettim kalmadı sana Fişeklik belinde tüfek bir yana Kızların dolaşır hem yana yana Postayı ayırdı iki kardaşın Ne kadar büyüdü belalı başın Felek size yedirdi zehirli aşın Elif durmadan sizleri izler Düşman dam başında gözler Yetim kaldı iki kızlargöksun-ağıt
- Bu Ağıt 1,355 defa görüntülenmiştir.
15 Şubat 2013 Cuma
15 Ocak 2013 Salı
BİR GÜZE
BİR GÜZEL Aşkı koysam bir kılıfa Söküp gidiyor bir güzel. Bir ömrü bir zülüfe Takıp gidiyor bir güzel. Dal büyür mü dal içinde Yol ararım yol içinde Türlü türlü gül içinde Kokup gidiyor bir güzel. Gözler sanki badem içi Yaylalara çeker göçü Omzuna sırma saçı Döküp gidiyor bir güzeli Ne dilersen Hak’tan dile Gerisi dostum nafile Bir sıkımlık canım bile Sıkıp gidiyor bir güzel. Figani(Hayrettin Önder)
1 Ocak 2013 Salı
NE DEVİRE KALDIK BÖYLE
NE DEVİRE KALDIK BÖYLE
Geç mi geldik bu dünyaya?
Ne devre kaldık böyle?
Söz söylenir sözler riya
Ne devre kaldık böyle
Hani edep, ar kalmadı
Sevilecek yar kalmadı
Helalinden kar kalmadı
Ne devre kaldık böyle?
Bu anlamsız bir telaştır
Dünya için durma koştur
Baş ayaktır, ayak baştır
Ne devre kaldık böyle?
Adam varsa da çıkmıyor
Gül açmış lakin kokmuyor
Oğul babayı takmıyor
Ne devre kaldık böyle?
Menzil uzak sen durma koş
Kimmiş ayık, kimmiş sarhoş?
Cepler dolu gönüller boş
Ne devre kaldık böyle?
Galiba bu ahir zaman
Öyle ise haller yaman
Vatan satanlar kahraman
Ne devre kaldık böyle?
Ey Figani bahtı kara
Gidiliyor hep çıkara
Seçilmiyor akla kara
Ne devre kaldık böyle?
Figani (Hayrettin Önder)
20 Aralık 2012 Perşembe
GURBETTE BAYRAM
GURBETTE BAYRAM Yine bayram sensiz gurbette Gözyaşımı döke döke ağladım Suçlu kimdir çekilen bu hasrette Resmimize baka baka ağladım. Geldim gurbet ele sizi bırakıp Ağlıyorum şimdi resminize bakıp Oturup bir köşede sigara yakıp İçerime çeke çeke ağladım. Bu hasretlik bilmem nasıl çekilir Gitsem naz yer yollar bükülür Süzülür göz yaşım yere dökülür Bir sel gibi aka aka ağladım. Ayrıyım yurdumdan nedir ki hatam Bayram günü ile tutarım matem Gücüm yetmez kadere ederim sitem Yumruğumu sıka sıka ağladım. Figani (Hayrettin ÖNDER)
ÇAĞ ATLADIK
ÇAĞ ATLADIK
Binası bitmez temeller
Ata ata çağ atladık.
Vurgun vurmuş kirli eller
Tuta tuta çağ atladık.
İnek sandık hep öküzü
Tanımadık sahte yüzü
Her seçimde aynı sözü
Yuta yuta çağ atladık.
Memleketi ettik hibe
Hep gariban olur sobe
Bir sağ cebe, bir sol cebe
Ata ata çağ atladık.
KUVVET
Adalet gönül işi, kuvvetle kaim olmaz
Kuvvetle kaim olan, adalet daim olmaz.
Figani (Hayrettin Önder)
10 Aralık 2012 Pazartesi
SOYUYORUZ DEĞİL Mİ
HALK ŞAİRİ FİGANİ.flv FİGANİ ,HAYRETTİN ÖNDER
SOYUYORUZ DEĞİL Mİ
Süt bozuk maya tutmaz maya
Emekler gider zaya
Eller atlı bize yaya
Büyüyoruz değil mi?
Boş yere temel atıp
Kendimizi aldatıp
Yan gelipte yan yatıp
Uyuyoruz değil mi?
Garibanım ağlama
Ceket delik vur yama
Gördüğümüz imama
Uyuyoruz değil mi?
Bel bağlama cahile
Bağlasan da nafile
Kardeş kardeşe bile
Kıyıyoruz değil mi?
İnsan insanın kurdu
Olmasa ne olur du?
Düşman gibi bu yurdu
Soyuyoruz değil mi?
Hiçe sayıp rehberi
Gidemeyiz ileri
Söz verip sözden geri
Cayıyoruz değil mi?
Figani (Hayrettin ÖNDER )
26 Kasım 2012 Pazartesi
17 Kasım 2012 Cumartesi
ÇATILACAK KAŞIMIZ
Göksun Bölgesinden kış manzaraları (Resimleri)
ÇATILACAK KAŞIMIZ
Bir ekmek iki soğan
Üç öğünde aşımız
Hak yerini bulacak
Çatılacak kaşımız.
Haram lokma yutanlar
Sonra nutuk atanlar
Vatanımı satanlar
Kim der vatandaşımız?
Hak yiyenler çekecek
Hem misliyle çıkacak
Tüm bentleri yıkacak
İnanın gözyaşımız.
Dönemem ki kar diye
Yarı yoldan kar diye
Vicdanımız var diye
Hep belada başımız.
Türlü türlü yalanlar
Emeğimi çalanlar
Ben açken tok olanlar
Olmaz din kardeşimiz.
Biz doğuştan orucuk
Vurgun yemiş tomurcuk
Papucu delik çoçuk
Sissiniz telaşımız.
Figani der gelecek
Bütün yüzler gülecek
Hak yerine bulacak
Bitecek savaşımız.
Figani (Hayerttin ÖNDER)
Bizi Facebook Fansayfamız olan Sipse dende takip edebiliriniz degerli takipcilerimiz
14 Kasım 2012 Çarşamba
KİM BİLİR
Tandır (Dedemin bıraktıgı benim kaybettiklerim) Tandır (ekmek edilen ocak)
Tandır (Yufka ekmek edilen ocak yada mandız)
Süt Makinası ( Sütü kaymaktan (yagı) ayırmaya yarayan makina )
Süt Makinası (BU makinanın ayarı var ayarlanarak sütün yagı cıkartılmakta )
Gaz Lambası (Elektirik gelmeden önce dedemin dedemin kullandıgı en lüks aydınlatma aracıydı)
KİM BİLİR
Sen söylersin , sen ağlarsın durmadan
İçerinde ne çekersin kim bilir
Mizrabını daha teli vurmadan
Yanağına yaş dökersin kim bilir.
Çeker beni ceylan gibi ağına
Hasret kayar ovasına, dağına
Serap olmuş sevgilinin bağırları bağına
Zemheride gül dikersin kim bilir.
Çağırsam kimseler gelmiyor
Giderim durmadan düştüm, bir ize
Kıvrılsa kıvrıla engin denize
Çağlayıp da akarsu kim bilir.
Sevdalar sevdalar geçmiş sevdalar
Figanı bir zaman suçmuş sevdalar
Mecnun’a Ferhat’a küsmüş sevdalar
Çöl gezersin, dağ yıkarsın kim bilir.
Figani (Hyrettin Önder )
6 Kasım 2012 Salı
HADİ GARİ
Göksun'un Yiricek kasabası
HADİ GARİ
Yalım vuruyor bacadan
Uyan artık hadi gari
Sabah geç olur geceden
Uyan artık hadi gari.
Camiye çan asmadan
Ezan mezan susmadan
Sürüyü kurt basmadan
Uyan artık hadi gari.
Surda bayrak inmden
Düşman sırta binmden
Tez davran, didinmeden
Uyan artık hadi gayri.
Sözüm değil kehanet
Gayet açık gayet net
Her tarafta ihanet
Uyan artık hadi gayri.
Kalk bak neler oluyor
Memleket soyuluyor
Altımız oyuluyor
Uyan artık hadi gayri.
Bağır figani bağır
Bağırda duysun sağır
Yol uzun, yükse ağır
Uyan artık hadi gari.
Figani (Hayrettin ÖNDER)
29 Ekim 2012 Pazartesi
Görün Gari
Görün Gari
-
Yolsuzlukta ettik yarış Hile oldu alış veriş Memleketi karış karış Satıyoruz,görün gari. Karıştırıp kanı kana Hüküm sürmüştük cihana Vatan severi zindana Atıyoruz,görün gari Fitne fesat kol geziyor Yazanlar yalan yazıyor Sanmayın gemi yüzüyor Batıyoruz, görün gari Uyuşmanın sonu elbet Esarettir,hem müebbet Hain içte,boşa nöbet Tutuyoruz , görün gari Nerden cıktı bunca akın Yıkım bunlar kardeş yıkım Vatan giderken takım Tutuyoruz,görün gari Küfrederek dünümüze En mukaddes günümüze Ne konursa önümüze Yutuyoruz , görün gari İbret ile bakda izle Gemi yüzmez sözle Krizle kalkıp krizle Yatıyoruz , görün gari Bayrağı ,dini ,vatanı Sevmeyen bozuk kanı Ateş sardı dört bir yanı Tütüyoruz , görün agri Olmalıyız tek bir yürek Aslan gibi kükreyerek Her taraf düşmanken tüfek Çatıyoruz, görün gari. Plan kuruyorlar plan Söyleyenler yalan dolan Kıyamet mi gerek ulan Batıyoruz, görün gari Figani der bu duruma Düşmek gidiyor zoruma Yeni nesil uçuruma Yitiyoruz, görün gari FİGANİ (Hayrettin ÖNDER)
18 Ekim 2012 Perşembe
ZALİM GURBET
ZALİM GURBET
Nasıl çekem zalim gurbet kahrını
Bebek Dağı bölük bölük kar şimdi
Hasret bardağında doldur zehrini
Gözü yaşta gönlü darda yar şimdi.
Özlemişim Çakılı’nın başını
Kayısını, toprağını, taşını
Anam yağlamıştır bulgur aşını
Yumruk ile baş soğanı kır şimdi.
Ne haldedir Kıngıçlı’nın yazısı
Meleşiyor mor koyunla kuzusu
Sende gurbet bende sıla sızısı
Ayrılıksa ölümden de zor şimdi.
Derlerde kar suları akıyor
O akışlar yüreğimi yakıyor
O yar şimdi yollarımı bakıyor
Yeter gayrı yeter gayrı der şimdi.
Figani der Mıklıçam’a yaslansam
Yağmur yağsa iliğe dek ıslansam
Duyar mı nazlı yare seslensem
Ne söylesem gurbet elde sır şimdi
FİGANİ (Hayrettin ÖNDER )
10 Eylül 2012 Pazartesi
ÇAĞ ATLADIK
ÇAĞ ATLADIK
Binası bitmez temeller
Ata ata çağ atladık.
Vurgun vurmuş kirli eller
Tuta tuta çağ atladık.
İnek sandık hep öküzü
Tanımadık sahte yüzü
Her seçimde aynı sözü
Yuta yuta çağ atladık.
Memleketi ettik hibe
Hep gariban olur sobe
Bir sağ cebe, bir sol cebe
Ata ata çağ atladık.
Figani (Hayrettin Önder)
KUVVET
Adalet gönül işi, kuvvetle kaim olmaz
Kuvvetle kaim olan, adalet daim olmaz.
Figani (Hayrettin Önder)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























