-->


Göksun Adetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göksun Adetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2013 Cumartesi

BİR TÜRLÜ

Göksun'un Resmi
       BİR TÜRLÜ

Su vermezler gariban arkına
Gelen çomak sokar oldu çarkına
Öksüzlerin fukaranın farkına
Var diyoruz varmıyorlar bir türlü.

   Hak hukukmuş sözde ve lafta
   Bir şey desen vuruyorlar yafta 
   Onlar başka safta biz başka safta
   Gör diyoruz görmüyorlar bir türlü.

Garibanın çarkı dönüyor geri
Bir kemik kalmışız bir de deri
Siz on alın ama bize de biri
Ver diyoruz vermiyorlar bir türlü.

   Fİgani diyor ki değilim emin 
   İnsanlar mı kaypak kaypak mı zemin
   Memleketi satanların kalemin
   Kır diyoruz kırmıyorlar bir türlü. 

Fİgani diyor ki değilim emin 
İnsanlar mı kaypak kaypak mı zemin
Memleketi satanların kalemin
Kır diyoruz kırmıyorlar bir türlü. 

    Figani (Hayerettin ÖNDER)

15 Mayıs 2013 Çarşamba

YE MEHMET YE

Göksun'un Resimi
   YE MEHMET YE

Ye sana helal olsun
Göz doymaz karın doysun
Acı Allah doyursun
Ye Mehmet ye ye.

Dur deme bu gidişe
Geçir kebabı şişe
Sonra eklersin fişe
Ye Mehmet ye ye.

Hakkındır bu senin
İndir mideye indir
Örftendir adettendir
Ye Mehmet ye ye.

Olmasın pek semiz
Boş kalmasın keseniz
Devletin malı deniz
Ye Mehmet ye ye.

Çevir mangalı çevir
Bir duble daha devir
Bu devir senin devir
Ye Mehmet ye ye.

Kim bilecek iz saptır
Ev yaptır villa yaptır
Bismillah de sevaptır
Ye Mehmet ye ye.
    Figani Hayerttin ÖNDER)

15 Mart 2013 Cuma

Reşko'nun Ağıtı (Göksun )

  • Usanmışım (Yakarış)

  • 
    
  • Asıl adı Süleyman olan Reşko, Sarız'ın Çağşak köyündendir.
    
    Reşko'nun kardeşi Mehmet, Göksün'ün Büyük Kızılcık köyüne bağlı Kavşut mezrasında davarını kışlatırken, otlak anlaşmazlığı yüzünden Kızılcıklılar tarafından hergün bir organı kesilerek 18 günde işkenceyle öldürülüyor.
    
    Reşko, sözkonusu mezradaki malların yanına gidince, kardeşini bulamıyor. Malların yanındaki çoban, kardeşinin Kızılcıklılar tarafından götürüldüğünü ve bir daha dönmediğini söylüyor. Bunun üzerine Reşko, köye iniyor ve kardeşini araştırıyor. Köylülere: "Kardeşimi siz getirmişsiniz ortaya çıkarın, yoksa sizin için kötü olur," diyor. Fakat kardeşini göstermiyorlar. Çünkü kardeşi işkenceyle öldürülmektedir, ağır yaralıdır. Bu arada yaşlı bir kadın, kardeşinin, üstünde bulundukları damda tutulduğunu, ayağını yere vurarak bildirmek isterse de Reşko anlayamaz.
    
    Kardeşinin izini bulamayan Reşko, kardeşi ortaya çıkartılmazsa, her parmağı için bir Kızılcıklı'yı öldüreceğini söylüyor ve dağa çıkıyor.
    
    Aradan epeyce zaman geçmesine rağmen kardeşi bulunamayınca, öldürülüğünü anlayarak belli aralıklarla kuşkulandığı kişilerden 17'sini öldürüyor. 18'inci kişi olarak öldüreceği adam, "Beni öldürme, senin kardeşini daha önce öldürdüğün kişiler işkenceyle öldürdüler" diyor. Durumu öğrenen Reşko adamı bırakıyor.
    
    Reşko, bu olaydan sonra, öcünü aldığına inanarak adam öldürmeyi bırakıyor. Fakat arandığı için dağda kalmayı sürdürüyor. Dağda kaçak bulunduğu sırada, tutuklanan bir arkadaşını, Maraş Cezaevinde zaman zaman ziyaret ederek, kendisine para yardımında bulunur.
    
    Reşko, bir kaç yıl dağda kaldıktan sonra yakalanıyor ve Maraş Cezaevine konuyor. Başlangıçta idamla yargılanan Reşko, dağa çıkmasının haklı gerekçeleri gözetilerek hapis cezasına çarptırılıyor. Birkaç yıl tutuklu kaldıktan sonra 1933 affında cezaevinden çıkıyor.
    
    Cezaevinden çıktıktan sonra, geçimini çıkarmak için Suriye'den kaçakçılık yapar. Cezaevinden tanıdığı bir tütün kolcusunun halka baskı yaptığını görüyor ve kendisini uyarıyor. Kolcunun kafa tutması üzerine aralarında sürtüşme çıkıyor. Kolcu, Suriye'den bir dönüşünde dağda Reşko'yu pusuya düşürüyor. Aralarında çatışma çıkıyor. Çatışmada, Reşko topuğundan yaralanıyor, kolcuysa hayatını kaybediyor.
    
    Reşko, bu olay üzerine yeniden dağa çıkar. Uzun süre dağda kalır. 1940 yılında bir gün Çağşak'taki evinde olduğu, köyün zengin Tümüklü ailesince Sarız jandarmasına ihbar edilir. Jandarma evi sarar. Reşko, başlangıçta teslim olmaya yanaşmaz. Fakat köylüler araya girerek kendisini ikna ederler. Reşko, silahını teslim edip evden çıkarken, dam başında pusuda bekleyen birince arkadan vurulur. Bu, Reşko'nun kendisinden kuşkulandığı ve daha önce bir kaç kez kendisini uyardığı bir köylüsü Hulusi'dir.
    
    Arkadaşlarının karşı tarafa köklü bir misilleme yapma önerisini de Alim Efe kabul etmiyor.
    
    Olayı doğrudan gören ilçe jandarması Mustanlar'dan 15 kişiyi tutukluyor. Jandarma komutanının haber yollaması üzerine, Alim Efe ile arkadaşları da teslim oluyorlar. Jandarma Komutanı da haklılıklarını gördüğü için onlara iyi davranıyor.
    
    Bir süre yattıktan sonra Alim Efe, Dinar Cezaevinden kaçıyor. Yeniden köyüne dönüyor. Amacı ailesine ve yakınlarına sahiplik etmek. Yurt edinmek istediği Teknova'da ekip-biçmek. Kavgada dalaşmada gözü yok artık.
    
    Yazık ki karşı taraf yine durmuyor ve bir gün şoseye indiğinde, pusu kuran Abbas ve Habip tarafından vuruluyor. Vurulmaya vuruluyor ama vuranlar yanına yaklaşamıyorlar... Ta ki birini yanına gönderip, öldüğünü kesinlikle öğreninceye kadar.
    
    Alim Efe'nin cesedinin ne olduğunu olayı anlatan da kesinlikle bilmiyor. Cesedi yakıp gömdükleri söyleniyor. Türküdeyse cesedin samanlıkta doğrandığı anlatılıyor.
    
    Olayı anlatan türküde anlatıldığı gibi, Alim Efe'nin öldürülmeden nişanlandığını fakat bu konuda da gözünün açık gittiğini ekliyor.
  • 
    
    Fişekliğin düzüm düzüm
    Karda belli olmuş izin
    Kara yasla dolaşıyor
    O sevgili iki kızın
    
    Öle öle kızların öle
    Ölmiye ne günler göre
    
    Halep’ten malı kaldırır
    Tokat, Zile’de sattırır
    Namı büyük benim babam
    Evine misafir kondurur
    
    Şıho dersen ağalar ağası
    Binboğa yaylası.Elbistan kışlası
    Sırtında görülür sırma meşrası
    
    Aslan babam aslan babam
    Devletten sana çıktı ferman
    Dizlerimde kalmadı derman
    
    Tüfengin elden ele dolaşıyor
    Yetim kaldı iki kızın
    Kuzu gibi meleşiyor
    
    Değen kurşun yağlı mıydı
    Elin kolun bağlı mıydı
    Seni vuran yoldaşların
    Ciğerleri yanmış mıydı
    
    Çok cefan gördüm yalancı dünya
    Çok kahrını çektim çürüdü bünyem
    Senin için çıktı bir büyük ferman
    
    Haleb’i yol ettim kalmadı sana
    Fişeklik belinde tüfek bir yana
    Kızların dolaşır hem yana yana
    
    Postayı ayırdı iki kardaşın
    Ne kadar büyüdü belalı başın
    Felek size yedirdi zehirli aşın
    
    Elif durmadan sizleri izler
    Düşman dam başında gözler
    Yetim kaldı iki kızlar
  • göksun-ağıt

  •  Bu Ağıt 1,355 defa görüntülenmiştir.

29 Mayıs 2012 Salı

Göksun Adetleri

Düğün Adetleri Düğünde başlamadan bir süre önce, oğlan evinden kız evine bir bayrak 
kaldıracağız diye haber verilir. Kız evi kaç gün sonra başlıyacaklarını
 söyler. Buna "Gün kesikliği" denir.Oğlan evi kız evinin dediği gün davul 
çaldırır.Sabah namazından sonra delikanlılar toplanır. Uzun bir kaç ağaç
sicimlerle birbirine bağlanır.Başına bir bayrak bağlanıp, tan davul havası
 eşliğinde kaldırılıp dikilir. Herkeş genç ihtiyar bayrak yemeği yer.Gelin
 pazertesi veya perşembe günleri iner. Köyler okuntu gider. Düğüne seymenler
 gelir. Davul, zurna ile karşılanır. Gündüz güreş yapılır. Güreşten öncede 
tura oynanır. Tura, iki kalın ipin bükülüp bağlanmasıyla yapılan bir sopadır.
 Delikanlılar iki taraf olup, sırtlarına aba giyerler. Vurarak birbirlerini
 kovalarlar.Sonra güreş küçük kilolardan büyüyerek devam eder. Akşam ise
 düğün evinin münâsip meydanlığına ateş yakılır. Büyük halka çevrilir. 
Davul zurna eşliğinde sinsin oynanır. Bir kısım delikanlılarda uygun bir
 odada toplanırlar. Dokuz fincanla yüzük oynanır. Hangi taraf ütülürse,
 üten tarafa partala çalar. Partala bir nevi hicirdir.Bu arada diğer delikanlılar dışarda sille oyunu oynarlar.
 
 
Kına Gecesi
 
Düğünün ikinci günü öğlenden sonra kız evine kına gider. Düğün kadınlara
 mahsus, kız evine intikal etmiş olur. Erkek, kadın kalabalıkla, oğlan 
evinden kız evine kına alayı gider. Kına çerezi, gece kesmek için koyun
 kınacılarla birlikte gider. Bu davar gece kesilip, çiğ köfte yapılır ve
, gelen çerez de dağıtılır. Kına yakılır ve kız evinde yatılır. Kına
 geldiğinde kız evinin kapısı kitlenip, bahşiş alınır.Gelin gideceği zaman, 
bindiği ata, bayrakdara ve davulcuya bahşiş verilir. Gelin ata biner, 
biri başını çeker, iki kişi de üzengiden tutar. Gelin oğlan evine inerken
 başına buğday tutar, üzüm, şeker serpilir. Bu bereket demektir. Oğlan 
anne ve babası geline üzengilik mal bağışlarlar. Bu sırada oğlanın yakınları
 suya atılır.Güveyi sadıç evinde olur. Arkadaşları eğlenirler güvey evinde.
 Yatsı güvey namaza götürülür. Oğlan evinin önüne ateş yakılır.Hoca
 dua okur. Nikâh yapılır. Dua sonunda, güvey sumsuklanarak zifafa gider. 
Güvey çıkınca da tüfek sıkılır. Teknik sorunlar olursa, kız ve oğlan 
evinin kadın elçileri tarafından halledilir !..Ertesi sabah delikanlılar
 asma, kesme oynarlar. Oğlan evinin erkek çocukları kandırılıp esir alınır. 
Oğlanın annesi bir şeyler verir de oğlunu kurtarır!.. Tebi bu şakadır.
Bugün duvak günüdür. Kadınlar geline baş bağlarlar. Zülüfü kesilir. Baş; 
başı bozulmamış kadına yaptırılır (yani, eşi ölmemiş veya boşanmamış).
Bir şeyi daha eklememiz gerekiyor. Gelin inince bayrağın üstündeki elmaya
 silâh sıkarlar. Elmayı kim önce vurursa, özne tarafından, vurana 
hediye verilir. "Özne" güveğiye denir.
 
  • Yüzük Partalası

  • Aşağıda tipik bir partalanın sözlerini veriyoruz (türkü gibi söylenir).
    
    Yük üstünde pala koydum,
    
    Bir üstüne dala koydum
    
    Cenazeyi sala koydum
    
    Yüzük bilmen neden oynan
    
    
    
    Keklik uçar vık cık diye
    
    Fındık için küçük diye
    
    Ölün giden............diye
    
    Yüzük bilmen neden oynan
    
    
    
    Hocam gelir firezden
    
    Elinde değneği kirazdan
    
    Seni överler birazdan!..
    
    Yüzük bilmen neden oynan.
    
    
    
    Kağnıya vurdum kütüğü
    
    İçmez sineksiz katığı
    
    Avratların don artıği
    
    Yüzük bilmen neden oynan.
    
    
    
    Ala tazının kancığı
    
    Boğazında var boncuğu
    
    Ağzına almış köpek inciği
    
    Yüzük bilmen neden oynan